Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana’da vücûd bulmuştur.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, Adana’nın milli mücadeledeki tarihsel misyonunu ölümsüzleştirmiştir. Çünkü Adana, işgalin en ağır zulmünü yaşamış; Fransızların ve onların desteklediği çetelerin baskılarına, bayrak yasaklarına, işkencelere ve katliamlara tanıklık etmiştir. 1918’de hükümetin Adana dolaylarını askeri açıdan boşaltma kararı, işgalin en büyük işaretiydi. Halk dilekçelerle karşı çıktı, fakat sesini duyuramadı. 18 Aralık 1918’de Fransız General Hamlin törenle Adana’ya girdi; yönetim Fransızların ve onların desteklediği Ermeni lejyonlarının eline geçti. Fransız Vali Bremon, Türk bayrağını yasakladı; buna rağmen Adana Erkek Lisesi’nde bayrak dalgalandı. Müdür Niyazi Ramazanoğlu, “Bu bina bir kültür yuvasıdır” diyerek direndi, fakat görevden alındı. Halkın gözünü korkutmak için Tevfik Kadri Ramazanoğlu çarmıha gerildi, kırbaçlandı. Bu zulüm, işgalin vahşetini gösteren en acı örneklerden biri oldu. Esnaf, Fransız bayrağının mavi rengini kıvırarak kırmızı-beyazı öne çıkardı; bu, milli iradenin sembolik bir direnişiydi. Gizli örgütler kuruldu; Telgrafçı Hasan Efendi’nin cesaretiyle Anadolu’ya haberler ulaştırıldı, milli kuvvetlerle bağ kuruldu. Katliamlar köyleri boşalttı; yüzlerce masum insan öldürüldü, mallar yağmalandı. Halk, sessiz protestolarla işgale karşı durdu. Nihayet 20 Aralık 1921’de Türk birlikleri Adana’ya girdi; 1 Aralık’ta hükümet konağında Türk bayrağı yeniden dalgalandı. 5 Ocak 1922 ise Fransızların tamamen çekildiği gün olarak tarihe geçti. O gün, yalnızca bir şehrin kurtuluşu değil; milli iradenin, demokrasinin ve medeniyetin yeniden doğuşudur. Adana’nın kurtuluşu, emperyalizme karşı bir milletin onurlu direnişidir. İşgalin zulmü, halkın imanıyla ve cesaretiyle aşılmıştır. Atatürk’ün “ilk hiss-i teşebbüs” dediği ruh, işte bu direnişten doğmuştur. Bugün bizlere düşen görev, bu destanı unutmamak; kahraman ecdadımızı saygı ve rahmetle anmak; genç nesillere bu mirası aktarmaktır. Çünkü tarih yalnızca geçmişin hatırası değil, geleceğin yol haritasıdır.Atalarımız bu toprakların özgürlüğü için kanlarını akıttılar. Bizlere düşen görev, onların bıraktığı emaneti alın terimizle, aklımızla ve gönlümüzle yaşatmaktır. Alın terimizi üretime, emeğe ve çalışmaya dökeceğiz. Aklımızı ilimle, bilimle ve araştırmayla birleştireceğiz. Gönlümüzü ahlak ve faziletle yoğuracağız. Değerlerimizi milli ve manevi bir bilinçle geleceğe taşıyacağız. Beynimizi ilmi faaliyetlere, incelemelere ve araştırmalara yönlendireceğiz. Böylece kahraman ecdadımızın kanla yazdığı destanı, bizler alın teriyle, akıl ve ahlakla geleceğe taşıyacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kurtuluş destanımız için ilham vermiş kahraman ecdadımızı saygı ve rahmetle anıyorum. #5Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşu kutlu olsun.